Aile Yılı'nda Ekranlar 2025 yılının Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından "Aile Yılı" ilan edilmesi, hepimizin özlemini duyduğu bir hassasiyetin resmiyete dökülmesidir. Bu kıymetli çıkış, aile kurumunu temelden sarsan ve toplumsal ahlakı erozyona uğratan televizyon yayınlarının denetlenmesi için RTÜK (Radyo ve Televizyon Üst Kurulu) üzerinde tarihi bir sorumluluk yaratmıştır. Ancak görüyoruz ki, tütün dumanı için titizlenen gözler, ekranları adeta istila eden ahlaki çarpıklıklara karşı kör, sağır ve dilsiz kalmayı tercih ediyor. Türkiye'de yayıncılar, sigara kelimesini ağızlarına aldıklarında dahi anında "sağlığa zararlı" uyarısı yapmak zorunda. Bu, halk sağlığını koruma adına atılmış doğru bir adımdır. Peki, aynı hassasiyet, bilimsel olarak kanıtlanmış bir başka bağımlılık ve sağlık sorunu kaynağı olan alkollü içeceklerin dizi ve filmlerde pervasızca, neredeyse "su gibi" tüketilmesi karşısında neden kaybolur? Bu durum, kabul edilemez bir çifte standarttır. Alkollü içeceklerin bu denli rahat sergilenişi, izleyicilere —özellikle gençlere— "Bu içecekte bir sorun yok, herkes içiyor" mesajını bilinçaltına işlemektedir. "Aile Yılı" vurgusunun yapıldığı bir dönemde, toplumsal sağlığı ve aile içi huzuru tehdit eden bu normalleştirme çabası, en hafif tabirle samimiyetsizliktir. Ancak mesele sadece alkol tüketimi değildir. Yayınların asıl zehirli içeriği, milli ve manevi değerlerimize kökten aykırı olan ilişki tasvirleridir. Anne amca ile, gelin kayınbaba ile, elti eltinin kocasıyla... Ekranlar, adeta yasak aşkların, gayrimeşru ve haram ilişkilerin sergilendiği bir ahlaki çamur deryasına dönüşmüş durumdadır. Vatandaş haklı olarak soruyor: "Ailenin kutsallığına bu kadar vurgu yapılırken, bu çarpık ilişkileri uzaylılar mı denetliyor? Ey RTÜK, sizin aile diye bir derdiniz, bir kırmızı çizginiz yok mu?" RTÜK, tüm kanalları 24 saat kayıt altına alma yeteneğine sahipken, bu görüntülere karşı suskun kalıyorsa, bu görevi ihmalden öte bir anlam taşır. Eğer bu içerikler "normal" görülüyorsa, bunu açıkça ilan etmelidirler. Aksi takdirde, vicdanlarda oluşan o derin şüphe büyümeye devam edecektir: Acaba bu ahlaki fesat, bir yerlerden mi fonlanıyor? Biz, özünde Müslüman bir toplumuz. Her ne kadar farklı ideolojiler dayatılmaya çalışılsa da, bu milletin harcında aile, ahlak ve maneviyat vardır. RTÜK, üzerindeki yasal sorumluluğun yanında, bu toplumun ahlakını koruma gibi manevi bir vebalin de altındadır. Eğer denetleme kurumları, siyasi iradenin "Aile Yılı" ilan etme iradesiyle dahi ters düşen bu pisliklere ses çıkarmıyorsa, bu, en yüksek makama kadar giden bir ciddiyetsizlik zincirini ortaya koyar. Vatandaş olarak görevimiz bellidir; bu şikayetlerimizi bizzat Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a ulaşıncaya dek yüksek sesle dile getirmek, yazmak ve çizmek. Çünkü bu topraklarda toplumu fesada uğratan her türlü çirkeflik karşısında susmak, Allah katında da vebal altına girmektir. Televizyon ekranları ya aileyi yüceltecek ya da toplumun temel direğini çökertecektir. RTÜK'ün artık net bir duruş sergilemesi ve denetim mekanizmalarını şov amaçlı değil, vicdani sorumlulukla işletmesi elzemdir.